Âşık Sümmanî’yi Vefatının 105.Yılında Çekmeköy’de anıldı

Çekmeköy Belediyesinin düzenlediği Âşık Sümmânî’yi Anma Etkinlikleri kapsamında Turgut Özal Kültür Merkezinde düzenlenen etkinlikle Sümmanî konulu bir panel ve halk konseri düzenlendi.

+15
Haber albümü için resme tıklayın

Programa davet edilen âşıklar, çeşitli kurum ve kuruluş temsileri ile çok sayıda vatandaşın katıldığı “Âşık Sümmanî’yi Anma Programı” üç bölüm halinde yapıldı.

 

19.Yüzyılın büyük halk ozanı Âşık Sümmanî’yi Anma programının birinci bölümü âşığın doğup büyüdüğü ve vefat ettiği Samikale köyünün belgeselini izletildi. Sünmani Vakfı Başkanı Mehmet Çil, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Fatih Sırmacı ve Âşık Hüseyin Sümmanioğlu açış konuşmasıyla başladı. selamlama konuşması yaptığı programda davet edilen âşıklar Sümmânî’nin şiirlerinden örnekler okudular, atışmalar yaptılar.

Programa katılan âşıklar burada da Sümmanî’nin şiirlerini okuyup, atışma yaptılar. davetlilere programa katılan âşıklar tarafından Sümmanî’den şiirler okundu.Çok sayıda dinleyicinin katıldığı ve Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Fatih Sırmacı  “Ölümünün 105. Yılında Sümmanî’de İlahi Aşk” hakkında bilgi verdi. “Âşık Sümmanî’nin

 

Âşık Sümmanî’yi tanıyalım

Erzurum’a bağlı Narman ilçesinin Sâmikale köyünde dünyaya geldi. Doğum yılı çeşitli kaynaklarda 1860, 1861 ve 1862 olarak verilmektedir. Asıl adı Hüseyin olup babası Kasımoğulları’ndan Hasan’dır. Sümmânî’nin çocukluğu köyünde çobanlıkla geçti. On bir yaşında iken rüyasında pîrler elinden içtiği bâde ile “bâdeli âşık” olduğu bir koşmasındaki, “Okudum harfini zihnim bulandı / Yaralarım göz göz oldu sulandı / Baktım çar etrafa kadeh dolandı / Nûş ettim pîrlerin bâdesin tek tek” dörtlüğünden anlaşılmaktadır. Aynı koşmada pîrlerin kendisine abdest aldırıp iki rek‘at namaz kıldırdığını, mahlasının “Sümmânî” ve sevgilisinin Gülperi adlı bir güzel olduğunu söylediklerini belirtir.

Sümmânî’nin kişiliğinin oluşması ve âşık olarak şöhret bulmasında yetiştiği çevrenin önemli tesirleri vardır. Büyük âşıkların yetiştiği Erzurum ve yöresi, Sümmânî’nin hem âşık hayat tarzını benimsemesini hem de Âşık Erbâbî gibi bir ustanın çırağı olarak sanatın inceliklerini öğrenip âşık fasıllarına katılmasını sağladı. O da diğer saz şairleri gibi diyar diyar gezerek sanatını icra etti. Kafkasya, Kırım, İran, Afganistan ve hatta Hindistan’ı dolaştığı rivayet edilmektedir. Gittiği yerlerin tanınmış âşıkları olan Çıldırlı Âşık Şenlik, Sezâî, Nihânî, Zülâlî, Celâlî, Muhibbî, Zuhûrî gibi âşıklarla fasıllara katıldı, zaman zaman bu âşıklarla atışmalar yaptı. Doğu Anadolu âşık edebiyatı Çıldırlı Âşık Şenlik ve Sümmânî çevresinde önemli gelişmeler gösterdi.

Sümmânî’nin vefat yılı da tartışmalıdır. 1912, 1914 ve 1915 gibi farklı yıllar verilmekle beraber genel kanaat 1915 yılında (5 Ocak ?) öldüğü yolundadır. Mezarı Sâmikale’dedir. 1972 yılından beri zaman zaman Narman’da ve Sâmikale’de Sümmânî şenlikleri düzenlenmekte, bu şenliklere çeşitli âşıklar yanında üniversite çevrelerinden bilim adamları da katılmaktadır. Sümmânî üç evlilik yapmış, Melek, Sabiha ve Feride adındaki hanımlarından beşi erkek, ikisi kız yedi çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarından Ali Rızâ ve Şehâbeddin, Sümmânî daha hayattayken ölmüştür. Diğer erkek çocukları Şevki, Fahri ve Zâbit’tir. Torunları Hüseyin Sümmanoğlu ve Nusret Toruni, Sümmânî’nin kurduğu âşık kolu içinde yer alıp âşıklık sanatını halen sürdürmektedirler. Hüseyin Sümmanoğlu Şevki’nin, Nusret Toruni ise Fahri’nin oğludur.

Sümmânî’nin şiirlerini büyük ölçüde koşmalar oluşturur. Şair üzerine Hayrettin Rayman’ın yapmış olduğu doktora çalışmasında 225 koşma, otuz yedi semâi, beş destan, yedi atışma, aruz vezniyle gazel, musammat, müstezad ve divan nazım biçimleriyle yazılmış dokuz şiir yer almaktadır (bk. bibl.). Dili Karacaoğlan, Pîr Sultan Abdal ve Dadaloğlu’na göre ağır, Erzurumlu Emrah’a göre daha sadedir. Sümmânî, Türk halk şiirinin özelliklerini şiirlerinde başarılı şekilde yansıtmıştır. Lirik ve âhenkli söyleyişi, atasözü ve deyimlerle mahallî kelimeleri şiirlerinde kullanması, halk tarafından beğenilip sevilmesini sağlamıştır. Şiirleri günümüzde de başta Erzurum olmak üzere Erzincan, Kars, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt yörelerinde ilgi görmekte ve “Sümmânî ağzı” adı verilen bir ezgi eşliğinde söylenmektedir. Ünlü saz şairlerine özenerek aruz vezniyle yazdığı az sayıdaki şiirde başarılı sayılmaz. Halk şairlerinin hemen hepsinde bulunan kafiye ve vezin kusurları Sümmânî’de de görülür. Sümmânî’nin şiirlerinin konusunu büyük ölçüde aşk, ayrılık, hasret, ölüm, tabiat, din, zamandan şikâyet, bazı tarihî ve mahallî olaylar oluşturmaktadır. Özellikle aşk temasını işlediği koşmalarında oldukça başarılıdır. Muhtemelen hemşerisi Emrah’tan etkilenmesi sonucu dinî-tasavvufî şiirleri genellikle öğüt niteliğindedir. Tabiat ise Sümmânî’nin şiirlerinde daha çok dağlarla yer alır. Sümmânî aynı zamanda içinde önemli âşıklar bulunmayan bir âşık kolunun kurucusudur.

 

Babası ise Cuma namazını kılmak için köyde kalır. Ablaktaş'taki çeşmenin yanında hayvanlarını otlatmaya bırakır. O da namaz kılmaya niyetlenir. Daha önce babasıyla burada namaz kılarlarmış Namaz vaktini anlamak için de kendilerine bir taş tespit etmişler. Güneş taşa isabet ettiği zaman öğle vakti olduğunu anlarlarmış, O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneş'e bakarken uykuya dalar.

 

Uykusunda, çeşmenin başında kırk yeşil güvercin görür. Güvercinler birden kaybolur ve karşısında üç derviş belirir. Dervişler Hüseyin'e abdest aldırırlar ve birlikte namaza dururlar. Hatta bir dörtlüğünde der ki:

 

Vardım saf saf olup durmuş divana,

Ben de el bağlayıp geçtim bir yana,

Meylimi bağladım gari sübhana

O güzel Allah'ı gözler gözlerim…

 

Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alırlar. Hüseyin bakar ki. dervişlerden birinin elinde bir tepsi ve içinde üç dolu bardak var. Derviş, bunları Hüseyin' in önüne getirir ve

 

-"Hüseyin, bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım" der

 

Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemez. Kendisini kandırdıklarını, ona içki içireceklerini sanar. Ne kadar zorlasalar da içmez Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutar. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürer. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki, ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hisseder.

 

- Öylece bir daha uykuya dalar. Uykuda yine karşısına dervişler belirir. Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlandığı esnada dervişler şôyle der;

 

-Oğul, buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşah kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk'sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir harf okuturlar.Bu üç elbette AŞK’dır. (Elif,Şın,Gaf)

 

Üç harf okuttular yeşil yapraktan

Okudum harfini noktasın tek tek.....

 

Hüseyin uykudan uyanır ki, ne Gülperi Han var ne de dervişler. Danaları da göremeyince köyün yolunu tutar. Köye varmaya yakın bir atlıyla karşılaşır,

 

-Hüseyin, korkma oğlum, sen ereceğine erdin. Bundan sonra senin mahlasın Sümmani, dünyada kavuşmak senin için haram, der. Sümmani, anlam olarak "Sonuncu, sona ait" demektir.

 

Hüseyin köye varınca annesini,. babasını uyandırır. Babası da ertesi sabah. köylülere, çobanlığı bıraktıklarını söyler. Aradan otuz kırk gün geçer, günler geçtikçe aşkı da ziyadeleşir. Herkes. Onun hastalandığını, cin'e; peri'ye karıştığını sanır. O zamanlar sıra geceleri düzenlenirmiş. Bir akşam babasına yalvarır. gecelere katılmak İstediğini söyler. Babası da dayanamayıp götürür. Sıra Sümmani'ye gelince. Bazıları, O'nun çocuk olduğunu söyleyerek sırayı ona vermek istemezler. Ancak Sümmani bin bir ısrarla söze başlar;

 

Uyandım gafletten oldum perişan

Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan

Selam verdi geldi üç-beş dervişan

Lisanları bir hoş sedasın tek tek

 

Lisanları bir hoş eyler avazı

Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı

Dediler: Vaktidir kılak namazı

Aldılar abdestin edasın tek tek

 

Aldılar abdesti uyandım habran

Aslımız yapılmış hak ü turabtan

Üç harf okuttular yeşil yapraktan

Okudum harfini noktasın tek tek

 

Okudum harfini zihnim bu! andı

Yalelerim göz göz oldu sulandı

Baktım çar etrafa kadeh dolandı

Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

 

Nuş ettim badesin gördüm rengini

Tam on sekiz saat sürdüm cengini

Yar yüzünde saydım üç beş bengini

Halhalın altında hırdasın tek tek

 

Dediler: Sümmani gel etme meram

Adamı çürütür dert ile verem

Sen içün dünyada kavuşmak haram

Hüdam böyle salmış kalemin tek tek

 

Koşma bitince mecliste bulunanlar 11 yaşındaki bir çocuğun bu kabiliyetine çok şaşırır ancak bu durumu kimse çözemez.

 

Sümmani, kendi adıyla anılan "Sümmani Ağzı" türkü ağzının sahibidir.Şiirlerini daha çok hece ölçüsüyle yazmıştır. en çok bilinen şiirleri ise 11 hece ile yazdığı koşmalarıdır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır.Şiirlerinde genellikle tasavvuf,Aşk,nasihat,kahramanlık konularını işlemiştir. Hiciv yaptığı şiirler çok azdır.İlk atışmasını Erbabi ile yapmış olan şair daha sonraları Sezai,Şenlik,Mahiri,Nihani ve bir çok şair ile atışmalarda bulunmuştur. Bu atışmalar arasında en çok bilineni ve hala Erzurum ve Kars yöresinde dinlenen ezgiler ortaya çıkaran Aşık Şenlik ile yaptığı atışmasıdır.

 

Sümmani aynı zamanda Sümmani Ocağının da kurucusudur. Sümmani Ocağı, Sümmani'den sonra oğulları Şevki Çavuş (Aşık Mahtumi) ve Fahri Çavuş ve onların oğulları olan Âşık Hüseyin Sümmanioğlu ve Âşık Nusret Toruni ve de bu şairlerin yetiştirdiği onlarca Şairi Türkiye'ye kazandırmıştır.

 

Sümmani 1915 yılında Birinci Cihan Harbinin ortalarında 54 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştur. 2000 yılına kadar Sümmani, köy mezarlığında mütevazi bir kabirde yatmaktaydı. Ancak daha sonraları yapılan çalışmalar ile Köy mezarlığına bir türbe yapılmıştır. Bu türbede ebedi istirahatine devam etmektedir.

 

08 Şub 2020 - 22:40 - İstanbul


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi