Ahlaki temelleri güçlü olan bir toplum inşa etmemiz gerekiyor

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hukuk devletinin bütün kuralları ile geçerli olduğu bir devlet yapısını oluşturmak için önce topluma iyi bir eğitim vermek gerekiyor. Ahlaki temelleri güçlü olan bir toplum inşa etmemiz gerekiyor." dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü üyeleriyle görüştü.

Video konferansla gerçekleştirilen toplantıda Kılıçdaroğlu, üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin "Türkiye'de tam anlamıyla bir hukuk devletini gerçekleştirmek, özümsemek ve bunun uygulamalarını göstermek için neler yapılabilir? Siyaset ve gençlere düşen görevler nelerdir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Hukuk devletinin bütün kuralları ile geçerli olduğu bir devlet yapısını oluşturmak için önce topluma iyi bir eğitim vermek gerekiyor. Ahlaki temelleri güçlü olan bir toplum inşa etmemiz gerekiyor. Siyaset kurumunun ahlaklı olması ve 'Siyasi Ahlak Yasası' dediğimiz ve bugüne kadar Türkiye'de olmayan ahlaki çerçevede belli kuralların olması gereken bir düzenlemeye ihtiyacımız var. Ayrıca siyasetin, toplumun hassas duyguları ile oynayarak, oy devşirme gibi bir alana, bir yöne savrulmaması gerekiyor."

Siyasetin günlük sorunlar, gelecek sorunlarıyla ilgili, herkesin rahat yaşayabileceği bir Türkiye'nin inşası gibi temel görevler üstlenmesi ve bunlar üzerinden siyaset yapılması gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Siyasetteki ahlakı egemen kılarsanız, devletin yapısında en tepeden en aşağıya kadar, devleti yönetenler, belediye başkanları, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, siyasi partilerin genel başkanları, il başkanları, ilçe başkanları, belli ahlaki kurallar çerçevesinde görev yapmaya başlarlar ise bu, doğal olarak topluma da yansıyacaktır. Hani bizde meşhur bir söz var ya 'Balık baştan kokar.' diye baştaki kişi temiz ve dürüst olacak, o temizlik ve dürüstlük toplumun kılcal damarlarına kadar ulaşacak. Yani yapmamız gereken bu."

Kılıçdaroğlu, yapılan şehir hastaneleri, havaalanları, köprüler, otobanlar ve tünellerin gayet güzel olduğunu, bir itirazlarının olmadığını belirterek, "Sadece şu soruyu öğrenmek istiyoruz, şu sorunun yanıtını; Bunları kaça yaptınız? Benim paramı ne yapıyorsunuz?' Vatandaşın parasıyla yapıyorsun. Kaça yaptınız? Bu sorunun yanıtını, CHP'nin Genel Başkanı olarak ben bilmiyorum, 600 milletvekili de bilmiyor, 83 milyon vatandaş da bilmiyor. O zaman bana hangi ahlaktan söz edeceksiniz, hangi devletten ve hangi hukuk devletinden söz edeceksiniz. Sorunumuzun temeline inmediğimiz sürece sağlıklı çözümler üretemeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

"Bütün düşünürler, adalet peşinde koşmuşlardır"
Vatandaşlara adalet ve hukukun önemini öğrenmek için "Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?" diye sorduklarında sadece yüzde 1-2'lik bir kesimin "adalet ve hukuk" cevabını vermesine ilişkin görüşleri sorulan Kılıçdaroğlu, "İnsanlık tarihi, aslında adaleti sağlama mücadelesi tarihidir, biraz da öyle bakmamız gerekir çünkü bütün peygamberler adaleti sağlamak için görevlendirilmişlerdir. Bütün düşünürler, adalet peşinde koşmuşlardır. Adalet üzerine yazılan şiirler, öyküler, romanlar, sinemalar yani hayatın her alanında insanoğlu bir haksızlığa uğradığı zaman bir adalet arayışı içine girmiştir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de adaletsizlikler olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Burada şöyle bir gerçek var. Adaletsizlikler var ama toplum çok duyarsız değil, en azından toplumun aydın kesimleri bu duyarlılıklarını koruyorlar. Şöyle bir şey de düşünün; bir kişiyi düşünün, bir sade vatandaşın ay başını nasıl getireceğini düşünüyor veya işsiz yıllardır, aylardır veya haftalardır işsiz, 'Nasıl iş bulabilirim?' diye düşünüyor. Doğrudan doğruya bir 'adalet' olgusunu kafasında canlandıramıyor çünkü onun önceliği bir an önce bir iş bulmak. Adaleti ararken veya adaleti savunurken veya adalet olması gerektiğini söylerken ne kimliğimizi ne inancımızı ne de yaşam tarzımızı öncelemememiz gerekiyor. Bunlar ayrı şeyler, bunlar bizim özel dünyamız ama adaletin benim için de benim gibi düşünmeyenler için de geçerli olan bir kavram olması gerekir."

Kılıçdaroğlu, başka bir öğrencinin Türkiye'de yönetim krizi olduğunu öne sürerek, CHP'nin kurultay sürecinde Türkiye'yi çıkışa görürecek bir beyanname hedefinin bulunup bulunmadığına ilişkin sorusu üzerine de şu yanıtı verdi:

"Türkiye'de yönetim krizi var, doğru. Yani demokrasi açısından bir yönetim var tabii. Yönetenler açısından bir kriz yok ama yönetilenler açısından bir kriz var çünkü yönetenler diyorlar ki 'Türkiye'yi çok güzel yönetiyoruz. Ne krizi? Bu kriz lafını sadece muhalefet çıkarıyor. Her şey güllük gülistanlık.' ama yönetilenler, evet yani eskiyi kıyas aldıklarında bir yönetim krizi var. Bir baskı var, medya üzerinde bir baskı var, toplum üzerinde, sivil toplum örgütleri üzerinde, meslek kuruluşları üzerinde bir baskı var.

Dolayısıyla bir sorun var. Sorunun temel kaynağı liyakat yani devlet yönetiminde, kamu yönetiminde olması gereken liyakat yok."

Liyakatin, işi ehline vermek olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, toplumun geniş kitlelerine liyakatın ne kadar önemli olduğunu anlatabilmenin önemine işaret etti.

"Bizim gençlere ulaşacağımız en rahat alan sosyal medya"
Gençlerin siyasete katılımı konusundaki soru üzerine Kılıçdaroğlu, milyonlarca gencin 2023'te sandıklar konulduğunda ilk kez oy kullanacağını belirterek, "Bu gençlerin pozisyonu, siyasete ilgileri nedir?" ve "Nasıl bir strateji izlemeliyiz ve kendimizi gençlere nasıl anlatmalıyız?" sorularına ilişkin parti içinde gençlik kollarıyla çalışma yapılacağını ifade etti.

Gençlere ulaşma konusunda da görüşlerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bizim gençlere ulaşacağımız en rahat alan sosyal medya. Cep telefonu ile ulaşmak mümkün, sosyal medyayı gençler kullanıyorlar ama sosyal medyada da oturup da böyle bir saat bir şeyleri anlatırsanız 15 saniye sonra gençler başka bir yere geçebiliyorlar. Dolayısıyla yeni kuşağın beklentilerine uygun özel bir çalışma yapılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Gençlerden, Mustafa Kemal Atatürk'ün "siyasi ve ekonomik bağımsızlığa" ilişkin iki temel ilkesini unutmamalarını isteyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin saman, canlı hayvan, nohut, fasulye ve mercimek gibi ürünleri ithal etmesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, tarımın, bütün ülkelerde en stratejik sektör olduğunu vurguladı.

"Biz, beraber olduğumuz zaman güçlüyüz" diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Kimlik açısından ayrıştı toplum, yok Kürt, Türk, Laz, Çerkez'dir, Arap'tır. Ya kardeşim, sana ne yani, ben anne babamı seçme özgürlüğüne mi sahibim? Hayır. Herkesin kendi kimliği, kendi şerefidir, bitti, o kadar, nokta. Siyasetin konusu olmaz. İnanç açısından da bizi ayrıştırdılar, Alevi'dir, Sünni'dir, Ezidi'dir, Hristiyan'dır. Sana ne kardeşim herkesin inancı kendisine ait. Onun çocuğu işsiz mi, değil mi? Siyasetin konusu o. Türkiye, büyüyor mu, büyümüyor mu, siyasetin konusu o."

Kılıçdaroğlu, öğrencilere teşekkür ederek ailelerine selamlarını gönderdi.

14 Haz 2020 - 22:11 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi