Sen kimsin ey insanoğlu

Sahi, siz içine virüs mü bulaştı diye düşündüğünüz kadar haram mı bulaştı diye düşündünüz mü? Ateşinizi 38 dereceye çıkaracak bir ateşten söz etmiyorum, sizi cehennemde yakacak bir ateşten söz ediyorum.

“Şeytan onlara durmadan vaad eder ve boş ümitler verir şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir.” Nisa 120’ye bakın bakalım ne diyor. Evet, şeytan sizi “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat”a ulaşmak için servet ve iktidarla aldatıyor. Yaptıkları ile ise yeryüzünü cehenneme çeviriyorlar ve insanoğlunun hayatını mahvediyorlar. Ölüm saçıyorlar. Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar. Laf da dinlemiyorlar. Kendilerini “akıllı” sanan cahiller bunlar. Biz “ıslah edicileriz” diyorlar ama onlar “bozguncular”ın ta kendileridirler. Hazza doymuyorlar. Aklınızdan ve imanınızdan daha fazla güç ve servet sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Oysa omuzlarınızda taşıdığınız sizi cehenneme sürükleyen şeytanınızdan başkası değil! Ve ins bu akılsızlığı ile insin şeytanı olur. “Veresetüşşeytan” olur ve yaptıkları ile efendisini kıskandırır.

Sen kimsin ey insanoğlu. O sürekli büyüyen ve hareket halindeki kâinatın kütlesini ve hacmini biliyor muyuz? O dürülüp, gerisin geriye döndürüldüğünde yok hükmünde olacaktır.

Dünyanın kendi etrafındaki dönüş hızı saatte 1670 km’dir. Aynı zamanda güneşin etrafında da 108.000 km hızla dönüyoruz. Başınız dönmüyor mu sizin.

Dünyanın kütlesi 5.976x10 üzeri 24 kg›dır. Dünyanın çapı, kutuplar arasında 12.714 km ekvatorda 12.757 km›dir. Dünyanın hacmi 1.038x10 üzeri 12 kilometre küptür. Dünyanın kütlesi 5.976x10 üzeri 24 kg›dır. Dünya kâinata nispetle, dünyaya nispetle sivrisinek yavrusunun gözünün kirpiğinin ucu kadar bile değil. İnsan dediğin mahlûksa dünyaya nispetle aynı mesabededir. Ortalama ağırlık 45 kg olsa, hacmi de 45 dm3 ya eder ya etmez. Bir iddiaya göre “Dünyadaki bütün karıncaları tartabilseydik, ağırlıkları insanlarla aynı olurdu”. Ağırlığımız ve hacmimiz değil, kibrimiz dolduruyor dünyayı. Yeryüzündeki hayatı birkaç kez yok edecek kadar silahımız var. Bütün insanlığı doyuracak kadar servetimiz var ama insanlar acından ölüyor. İhtirasımız, yarın bir avuç toprağın dolduracağı gözümüzü kör etmiş. 70 kiloluk bir adamın 40 kilosu sudur. Geri kalanımız yağ, kas ve kemik. Aslında onlarda da yağ ve su var. Yani 70 kiloda 30 kilo posa çıkar ki, onun bir kısmı da atılacak maddedir. O kibir küpü, aklından ve imamından daha çok servet ve güce sahip olan “insancık” aslında 13-18 km’lik Troposfer dediğimiz oksijen balonu içinde yaşayan akvaryum balığı gibidir. Şu meteorolojik olaylar, hani şu hortumlar, fırtınalar yerden 10-15 km’lik bir alanda olur. 90 km’de ozon tabakası var. Atmosfer dediğimiz alan 1000 km’ye kadar uzayabiliyor.

Kimse yaptıklarının yapacaklarının gizli kalacağını sanmasın. Her şeyi gören, duyan, bilen bir Allah var. Kiramen Katibin her şeyi yazmaktadır. (Hud 123): “Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.” Bakıyorum da Kovid’in sebeb olduğu ölümleri konuşurken bile Allah’ı ve ahiret gününü görmezden geliyoruz. Kendi nefsimizi hesaba çekmekten çok uzağız. Korumalarımızın ve korunaklı hanümanlarımızın bizi koruyacağını sanıyoruz. Korku salarak aslında korkularımızı büyütüyoruz, korkularımızı bastırmak için güç ve haz sarmalı içinde sarhoş oluyoruz.

Saffat 1-5: “Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.”

Şimdi oturdum, gelip de okuyamadığım mektupları okuyorum, belediyelerin gönderilen bültenlerine bakıyorum. Nelerle vakitlerimizi geçirmişiz. Lay lay lom. Spor, müzik, eğlence, değerler eğitimi, Mesnevi okumaları, aşk üzerine söyleşiler. Konular, konuklar.. Ramazan bile “direkler arası eğlence”ye dönüştü. “Lale Devri”ni özlemişiz (!?), lale festivalleri yapıyorduk, Hasbahçenin gülleri her yerdeydi. Osmanlı deyince biraz mefahir, biraz minare gölgesi, biraz davul, Lale Devri Osmanlıcılığı.. Solcuların ki İttihat Terakkicilik aslında. Kemalizm, İttihat Terakki’nin siyasi ayağı değil mi idi, sürecin tabii sonucu bu. FETÖ de Lale Devri Müslümanlığının Cumhuriyet versiyonu.

ANAP da Lale Devri Osmanlıcılığı ile batmıştı hatırlarsanız. Türkçülük, Osmanlıcılık, liberal, sol çağdaş akımların hepsi Osmanlı’dan tevarüs edildi. Amerikan mandacıları, İngiliz Muhipleri, Almancılar, Fransız Masonları, Vatikancılar kızılı, yeşili, al’ı, mor’u ile “Çoban Sülü” ya da “Karaoğlan” olup kapımızı çaldılar. Şeytan bizi kandırıyor. Bizi birbirimize kırdırıyor, bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine birilerine iktidar ve servet kazandırıyor. Ne zaman aklımızı başımıza toplayacağız, ne zaman! Yoksa yiyin birbirinizi.. Yiyin de kurtulalım.(!?) Şeytan azapta gerek. Zalimler için yaşasın cehennem.

Ya Rab! Bize hakkı hak, batılı batıl göster ve hakta toplanmamızı nasip et, bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl. Selam ve dua ile. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Dilipak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi